25 Şubat 2010 Perşembe

Uçan Araba Paradoksu

Bugünkü yazıma, küçük hesaplar peşinde koşan ve avam bir insan olan sikronun seviyesine inmeyerek, elitliğime ve aristokratlığıma yakışır bir şekilde onun eğlencelerini mazur görerek, kendimden beklenen olgunluğu sergileyip cevap vermeyeceğimi belirterek başlamak istiyorum. Umarım bu durum "aha fla cevab veremedi lan" şeklinde algılanmaz. Aslında ben bu yazıyı zamanı bükmek suretiyle sikronunkinden önce bir zamanda yazacaktım ama bu sikronun yazdığı yazıyı scroll edip geçerken insanların bu iğrenç avam insanın buraya yazdığı basit ve hiç elit olmayan yazısına gözü takılır, belki okur da midesi bulanır diye böyle bir olgunluk sergilemeye karar verdim, ama tabii ki hiç elit ve aristokrat olmayan sikron tarafından bu durum gayet banal ve basit bir şekilde geyik malzemesi edilmiş. Şaşırmadım

Neyse hayranlarım, sizi daha uzun süre bekletmiyor ve de bugünkü yazımın konusuna hızlı bir şekilde geçmek istiyorum. Zaten seminer önerisi yazacak olduğumdan pek fazla vaktim de yok. (Seminer diyorum, yetişemiyorum diyorum, aloooo)


Resim 1.1 - 5. Element Uçan Arabası

Birkaç gündür 5. element gibi birçok filmde gördüğümüz uçan arabalara takmış durumdayım. (siz mille'ye bakmaktan mevzuyu atlamış olabilirsiniz, benden kaçmaz) Akşamları Sikronun yerde giden normal arabasına binip evime giderken her seferinde "ah ulan bu alet uçsaydı şimdi keşke" diye içimden geçirmeden edemiyorum. Geçen gün sikrona bu düşüncemi açtığında "merak etme abi, ben bu aleti modifiye edicem uçacak uçacak" gibi bir tepki verdi, heyecanlandım tabi, ama bugün yaptığı modifiyenin aşağı yukarı şöyle birşey olduğunu gördüm.


Resim 1.2 Sikron arabası

Benim için müthiş bir hayalkırıklığı olduğunu anlatmama gerek yok sanırım.

Bundan sonra sikron kontrolündeki bu hilkat garibesine binerek evime doğru kelle koltukta birçok yolculuk yapacağım, dualarınız benimle olsun.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Gelin siz de iman edin!

Bu amaçsız ve zaman içerisinde tüylerinizi muhtemelen tiken tiken edecek blogdaki ilk yazımı sadece Fla'dan daha önce yazmak için uğraşıyorum birkaç dakikadır. Evet sadece birkaç dakika uğraştım ve yazmaya değecek bir konu buldum. Fla hala uğraşsın "ne yazcam lan ben!" diye. Al işte yazıyorum, check this out!

O kadar harika bir müzik zevkine sahibim ki arabamda mesela Katy Perry'den Hot'n Cold çalarken arkasından aşmış adamlar olan Testament'ten Eyes of Wrath çalabilir. İsteyen üşenmesin ve iki parçayı da açsın dinlesin, ben şimdi arayıp, bulup buraya linkleri eklemeye üşendim mesela.

Neyse efendim bu Testament'i dinlerken insan ister istemez davul çalan adama dikkat kesiliyor. O isim Dave Lombardo ve bu adam eşşek gibi davul çalıyor. Mesela onun da bir videosunu bulup koymak isterdim ama o kadar yorgunumki, bu yorgunluğum tembelliğimle birleşince ortaya çok fena şeyler çıkıyor. Böyle üşeniyorum falan dedim de, demin blogun sağ bölümüne sıralamak için Dave abimizin fotolarını ararken tanrının varlığının ispatına yönelik çok acaip örneklerle karşılaştım. Gelin bunlara birlikte tanık olalım. Google'a Lombardo yazıyoruz ve çıkan sonuçlara bakıyoruz görsel aramalarında;


http://images.google.com.tr/images?hl=tr&source=hp&q=lombardo&oq=lombardo&um=1&ie=UTF-8&sa=N&tab=wi


şaşırdınız değil mi? Tanrı o kadar ulu ve bizi gözeten ki, Lombardo ismi üzerinde şüphesiz ki nur doğmuş ve iki harika insan aynı isme sahip olmuş. İşte o harika diğer insan da Michelle Lombardo. Bu bir tesadüf müdür sorarım size. Bir tesadüfün bu kadar da denk gelip benim önüme bu akşam ulaşması bir işaret değil de nedir?


Gelin bu akşam hep beraber oruç tutalım, yarın kurban keselim, zekat verelim ve darülacezede yaşlı ziyaretlerine gidelim. Bence o zaman tam olarak bir Lombardo sever olmuş oluruz. Amin.

23 Şubat 2010 Salı

hello world